GameNow WP Theme

Dark Light

kalbimin karanliklari

ELVEDA

Geceler uzun sessiz,
tadı yok dünyanın sensiz,
bir başımayım kimsesiz,
ağlıyorum çağresiz...

sen şerefsizsin sana dönmeyeceğim
senin gözyaşlarını ben silmeyeceğim
artık yanında yokum bunu görmeni isterim
sen bana bunu nasıl yapabildin?
benim kalbime bir kurşun sıkıpta gittin
sanki senin için bir insan değildim, bir hiçtim
şunu bilmeni isterim. sen beni hayatımdan ettin
baksana, tanıyamaz hale geldim
ben insan değilmiyim. sanki suçlu olan benmiyim
sana herşeyimi verdim
söylesene benden daha ne istedin
sana başka birşey veremezdim
çünkü kalbimi çoktan sana vermiştim
sanki sokaklara atıp üstünden geçtin
senin için değerin olmayan birisiydim.
Ne zaman bana seni seviyorum dedin
diyemezdin çünkü sen beni hiç sevmedin
Sevseydin beni bırakıpta gidermiydin?
sen Allahsızın birisin.
bana dönmek istesen bile sana dönmeyeceğim.
buna yemin bile ederim
kahpe kaderim...

şimdi ellere gittin, beni kendine yendin
şerefsiz beni hiç yere terkettin
söylesene ben neyine değer verdim
bunları bilseydim seni çoktan silerdim
ve düşünmeden ezilmeden hayatıma devam ederdim
sen gittin gideli ben gülemedim
hasretimdin ama şimdi ise nefretimsin
duy bunları kalbine işlesin
sen nasıl birisin bunu halen çözemedim gittim.
zamanı geldi çözmek bile istemedim
sen benim için çoktan yok oldun gittin
en değersize değer vermişsin bunu göremedim
neden bunları benden gizledin
Allahım bumuydu benim kaderim
Sevdim birkere birdaha severmiyim
bu tertemiz kalbimi kimselere veripte kirletmeyeceğim.
bu yalan dünyada gerçek sevgi varmı ki seveyim
artık sevgiye inanmayan birisiyim
acılar bırakın peşimi artık hayatıma devam edeyim
bir kere benim yüzümün gülerken görmesini isterim
ben ben artık değilim, ben çoktan değiştim
sen beni değiştirdin
saolasın bana çok şeyler öğrettin
insafsızların gerçek yüzünü gösterdin
bunlardan biriside sensin
Allah hepinizin belasını versin
sen insan kalbini nasıl kendine çekipte sökersin
nasıl seviyorum derken birden gidersin
taş kalplisin sen bunları hissedemezsin...

sana sesleniyorum sana,
yalandan çoktaaaan gittim bunu anlasana,
sana dönmeyeceyim bunu aklına bile alma...
sevmemeye yemin ettim şimdi gidiyorum çooook ama çook uzaklara
sakın bi daha adımı anma,
güzel günlerimizide aklından çıkarmayı sakııın ama sakıın hiç unutma...
şimdi gidiyorum sana son sözüm...
SANA SON SÖZÜM ELVEDA...ELVEDA...

♥ Eşi Bitkisel Hayata Giren Bir Erkeğin Mektubu ♥

Image Hosted by ImageShack.us

Seni ezberlemeye calisiyorum. Kendini bana birak, senden alabilecegim hicbir sey yok, hele senin haberin olmadan asla. Gözlerine dokunmak için ne kadar uzun zamandir bekliyorum biliyor musun? Ya saclarini koklamak için.Yasemin gibi kokuyorlar… Belki de daha güzel. “Böyle kokmayi nasil basariyorsun?” derdim hep,Sende bana, “Sen koklamayi biliyorsun derdin” Siyah saçlarin, yesil çayirlarlari animsatan göz bebeklerinle bulusunca, ne kadar romantik duruyorlar..Öyle ezberlemek istiyorum ki seni, unutmak denen sey bile hasetlensin.Kirpiklerine baktikça rimel olup bulasmak geliyor içimden. Bir firça kadar bile sansli bulmuyorum kendimi. Yada bir çorap kadar, bir rujolmak bile düsmüyor payima.Dudaklarina yaslanmak ne güzel olurdu. Ne güzel olurdu onlara pervasizca dokunmak…Seni ezberlemek istiyorum. Ellerinde kimsede olmayan bir hüzün var, yüzünde yasayan her duygu ellerine de bulasmis sanki, incinmekten hiç korkmazdin sen.. Ojelerin silinmis, yarin onlari yeniden sürecegim. Kir çiçeklerini çok seversin, sana tazelerini toplamaliyim…Daha çok sey var söylemek istedigim, ama dilime mühür vurdum sen konus diyinceye kadar.Sadece yüregimle konusuyorum. Sadece yüregimle… Bilmem ki kitap okumami ister misin? En sevdigin sey,boleroyu dinlerken kitap okumakti… Küpelerini çikarmislar, aradim ama komedin de degiller, yüzügünde yok,yer yarildi içine girdi sanki. Oysa ne kadar sevinmistin sana evlenme teklif ettigim o aksam, hiç çikarmayacagina da söz vermistin. Sana sitem etmiyorum. Birak hiç degilse kendimle konusayim. Sen beni yokmus farz et.Ne tuhaf, o kadar güzel görünüyorsun ki, sanki baska bir yerdeymisiz hissine kapiliyorum. Beni azarlamak için neler vermezdin simdi…Keske azarlasan. Gözlerini çevire çevire bakip “Gene mi alisverisi eksik yaptin” demeni ne kadar sevdigimi bilmiyorsun.Yada ne zaman futbol seyretsem, yüzünde beliren kiskanç ifadeye ne kadar hayran oldugumu. Sana ait bir esya gibi yanindan hiç ayrilmasam ne kadar sevinirdin kim bilir. Çok tatlisin, çok… is çikisi yine gelecegim.Daha ne kadar idare ederler ki…Neyse sen bos ver bunlari. Keske hiçbir sorumlulugum olmasaydi, her saniyeyi seninle geçirmek çok keyifli olurdu.Ama isteyken hep seni hayal edecegim bunu bil. Tatli tatli sarki söyleyisini, yaramaz çocuklar gibi gizlice çaldigin isliklari, kizdiginda söyledigim muzir sözleri… Ayaklarin daha sicak simdi.Yastigini da düzelttik mi tamam…Burnundan öpmek istiyorum seni, ne kadar zarif bir durusu var, hiç bu kadar düzgün oldugunu fark etmemistim. Garip, su son birkaç aydir, seninle ilgili neler kaçirdigimi daha iyi anliyorum. Hemsire gelmek üzeredir canimin içi, birazdan annemlerde gelecek, beni merak etme, ben seninim, hep senindim zaten. Sesimi duydugunu düsünüyorum. Gözlerin kapali olsa da gördügünü…Ellerin ezberlediklerini anımsıyor olmali…Karanliktan korkmana gerek yok. Isik hep yanik kalacak.Doktorlar bu gün olmasa da, bir gün komadan çikabilecegini söylüyor.Onlar seni tanimiyorlar ki, ne kadar inatçi oldugunu, birbirimizi ne kadar sevdigimizi, bir ay sonra kutlayacagimiz evlilik yildönümünü bilmiyorlar.Onlara da hak vermeliyiz!Burnundan öpüldün, dudaklarina degmeye kiyamadim yine…

♥ Hoşçakal Sevgilim ♥

Image Hosted by ImageShack.us
Ben veda etmeyi pek beceremem. Duygularımı da pek açığa vuramam zaten, hele bu veda çok daha zor geliyor. Aslında hiç böyle bir son görüşmeye gerek yoktu. Ama insanın kanı durmuyor işte., ne varsa bu son anlarda.?Senden hatırlamanı bile istemiyorum., sadece temizliği ve saflığı yaşatalım bu aşkı kalbimizin bir kuytu köşesinde!…Ne güzel başlamıştı. İkimizde gençtik deli doluyduk, coşkunluğumuzun son safhasında kanımızın kaynadığı bir anda gördük birbirimizi, sevdalandık.
Geceler boyu uykusuz kaldık birbirimizi düşünmekten, en güzel heyecanları, en güzel bakışları yaşadık. Hemen aşkı yaşadık, zamanı durdurup utançları ve sitemleri yaşadık. Kavgaların en güzellerini de biz yaptık. Çünkü barışmakta ayrı bir zevk veriyordu bize.Sevdik, sevildik, doruğuna vardık kutsal duyguların.Aşk yeminleri ettik tutamayacağımızı bile bile. Günlerce aylarca yalnız ikimiz varmış gibi yaşadık. Ne alaylı bakan gözlere, ne karşı çıkan büyüklere, ne de dost sözüne aldandık. Kendi ateşimizde yandık, en önemlisi bir birimizi anladık.Romantik şarkıları serin aksam üstüleri yaşadık seninle. En güzel çiçekleri verdin bana. Rüyalarda bile hep ikimiz vardık. Gerçek aşkı tattık bunu sende biliyorsun.Öyleyse hep aynı duygularla kalmalı değil mi? Biz birlikte olmasak da… güzel başlayan çok güzel yaşanan bu aşkı aynı temiz duygularla bitirmeliyiz. Şimdi de ayrılığın en güzelini en acısını yine biz yaşıyoruz…Ne dersin bu da Allah’ın bir lütfü değil mi bize? Lütfen ağlama. Neden benimkilerle yarışıyor göz yaşların? Sen benim güçlü kocaman sevgilim değil misin? Güçlüsündür sen… seni hep böyle hatırlamak istiyorum, haydi sil gözyaşlarını. Hava da kararmak üzere, zaman bize hep acımasızdı zaten. Yine öyle çabuk olmamızı istiyor herhalde.Sana bir şey söylemek istiyorum. Mavi gömleğin sana çok yakışıyor bir daha kız tavlamaya niyetlenirsen bu sözlerim aklında bulunsun. Bir de küçük bir istek arkana dönüp bakma tamam mı her şey burada bitsin, hoşçakal…

♥ Hoşçakal Kelebeğim ♥

Image Hosted by ImageShack.us
İlk önce sen kalbime, yumurtasından yeni çıkmış bir lavra olarak girdin… O lavra halinle kalbimin her köşesini gezdin, keşfettin…Kalbimdeki sevgiyle, yavaş yavaş büyüyüp, tırtıl oldun…Kalbimdeki sevgi senin tırtıl halinleyken bile besledi, büyülttü…Kalbim senin kozan oldu…Uzun süre o kozanın içinde kaldın, kozanın içindeyken sana zarar gelmesin diye bense seni beslemek için sevgi ürettim…O sevgiyle seni hep besledim…Yavaş yavaş kozandan çıkmaya başladın sonunda o kozanın içinden dünyada eşi benzeri olmayan bir kelebek olarak çıkdın…O kadar güzel renklerin vardı, o kadar çok güzeldin ki, seni bıkmadan, usanmadan saatlerce seyredebilirdim…O kelebek halindeyken sevgimi, çeşit çeşit, rengarenk çiçekler yapdım ve seni o çiçeklerin özüyle besledim…Her geçen gün dahada güzelleşdin, dahada büyüdün içimde…Artık kalbim sana dar gelmeye başladı ki, hep dışarı çıkmak istedin…Bende dayanamadım, çünkü seni, sana göre daracık olan o yerde daha fazla tutamazdım…Sana kıyamazdım…Saldım seni, çık gez, bu kısacık dünyada mutlu olabilecegin ve sana sunduğum çiçeklerden daha güzel çiçek bulabilirsen, git o çiçeğin özüyle beslen…Ama şunu sakın unutma, sana sunduğum, sevgi çiçeklerini başka biryerde asla bulamazsın, bunu sende göreceksin…Dışarıda bir sürü tuzaklarla karşılaşacaksın, senin gibi çok nadir bulunan kelebeklerin, avcısı ve düşmanı çok olur…Her gördüğün çiçeği gerçek sanma, zaman öyle bir zamanki, her şeyin sahtesi var…Gerçek çiçek diye konduğun yerlere dikkat et…Bana gelince, sevgi kelebeğim, kalbime ipeklerinle öyle bir ağ ördünki, o ipekden örülü yere, o ipekleri geçerek kimsenin girmesi mümkün değil…Çünkü sen o ipeği öyle bir sevgi çiçeklerinden aldığın besinle ördünki, o ipeklerin herbirisi çelik gibi oldu, geçilmeside, yırtılması mümkün değil…Orası sadece sana ait, şayet oradaki çiçekler gibi çiçek bulamazsan, şunu unutma belki birgün dönersin diye oradaki çiçekleri o sevgiyle beslemeye devam edeceğim…ALLAH seni tüm kötülüklerden korusun…Yolun ve bahtın açık olsun…Elveda demiyorum…Hoşçakal sevgi kelebeğim…

♥ Öğreneceksin Beni Sevmeyi ♥

Image Hosted by ImageShack.us

“öğreneceksin beni sevmeyi…” Duymak ta istemiyordum bunu, onu sevmekte… benim hayalim bu değildi ki, zorla kim kimi sevebilirdi… Ama inatla aynı cümle. ”öğreneceksin beni sevmeyi…” O kadar çok duydum ki bunu, artık alışılmış hâline gelmişti bende ama ısrarla sevmiyordum, sevemiyordum. Beklediğim,özlediğim,arzuladığım o değildi. Bir başkası da yoktu fakat o da olmamalı diyordu kalbim, beynim… Birini sevmek için sebep aramamalıydım ben, kayıtsız şartsız sevmeliydim.. Yani öğrenerek değil! ”Üzüleceksin!” dedi bir gün, dedi ve gitti… Ben sevmediğimi birinin ardından üzülmemeye şartlamıştım kendimi ,tersine mutlu olmam gerekiodu.. Kurtuluş gibi bişey olmalıydı benim için.. Ama olmadı… Biliriz ya her zaman her şey istediğimiz gibi olmaz, işte öyle bir zaman dilimi yaşamaktaydım bende.. Geceler daha karanlık, hayatım daha boş, telefonum daha sessizdi artık.. Başka zaman olsa dışarı çıkmaya bayılan ben, değil dışarı çıkmak pencereden bile bakamıyordum. Oturdum. Düşündüm. Tek bir soru vardı aklımda. ”Neden?” Neden böyleydim ben, ben değilmiydim gitmesini isteyen, onu sevmeyen, sevmek istemeyen ben değilmiydim? Evet bendim, ama bu durumda olan da bendim… Günler geçip gitti, üzerinden çoook zaman geçti. Ben onu sevmeyi öğrenmedim, öğrenemedim, çünkü seviyordum, deli gibi aşıktım zaten… Ama artık ne o vardı, ne onun cümleleri, ne acınası bakışları… Ben değerini bilemedim…
O ”üzüleceksin” dedi ve ben çok üzüldüm…

♥ Susmalıyım ♥

Image Hosted by ImageShack.us

Yine bir gece ve yine baş başayım kendimle, işte yine seni bulup kaybettiğim yerdeyim.İnsanın bir şeylere karar vermesi ne kadar zor; ya seni içime gömmeli ya da artık içimden söküp atmalıyım. Ama her ne olursa olsun susmalıyım. Hangisi daha zor, hangisi daha acı? Gerçekten gitmeli miydin, yoksa kalıp yanımda savaşmalı mı?… Bir yol arıyorum kendime, bulduğum tüm yollarsa sana çıkıyor…Kapanmalı artık gözlerim. Sonsuz bir karanlıkta tek başıma yürümeye devam etmeliyim… Yürümeliyim ardıma bile bakmadan, yürümeliyim parçalayarak değerleri ve sevgileri, yok ederek yaşadığım tüm zamanları…Nasılda acımasız zaman. Nasıl da yüceltmiştim seni gözümde. Tutup kendi ellerimle koymuştum en yükseğe, sonra keyifle izlemiştim yüceliğini. Ama yine ben bitirmeliyim. Tutup kollarından indirmeliyim olduğun yerden. Ya da seni ölene kadar yaşatmalıyım içimde….. Ne kadar zor bir karar..Bir yanım: “Bir daha kimse, hiç kimse onun kadar çok sevilmeyecek”, derken, bir yanım sakin, sessiz…Zaman geçiyor, acım dinmiyor. Kapanmıyor yaralarım.. Tükenirken ben, aklımda bir tek sen… Görüyor musun, yine konuşuyorum ama sessizce. Susmayı öğreniyor yüreğim..Ama ben kararımı verdim…Seninle olduğum zamanları düşünmek bile bana mutlulukların en büyüğünü yaşatıyor…
Seni Seviyorum ve Ölene Kadar Seveceğim…

♥ Karşılıksız Sevda Mektubu ♥

Image Hosted by ImageShack.us
Seni ne çok sevdim ben. Ne çok gözyaşı döktüm senin için. Geceleri sen yatağında meleklerin kanatlarıyla uçarken ben penceremin önünde senin rüyana girmek için dua ederdim. Bir bakışına, bir dudak kıvrımında titreşen gülüşüne ulaşmak için dünyanın bütün çiçeklerini önüne sererdim. Şiirler, şarkılar, sevgiler içimde tutuşan bir ateş, onun yangınında senin için kül kesildim. Ağır hastalar geceyi zor geçirir. Sabahı bekler kırgın yürekler, hasta umutlar, yalnız ruhlar. Yalnızdı gecelerim. Hastaydı gecelerim. Kan kaybından giden bir yaralı gibi umarsızdı gecelerim. Bir uçurumun kenarına beni taşıyan karabasandı gecelerim. Adına yalnızlık dedim. Sensizlik dedim… Sen beni bilmedin, beni tanımadın, beni sevmedin… Bu bir ölümdü, bu bir fermandı… Bıçak kesmez artık beni, ip asmaz, çeküller yüreğimi taşımaz. Yaşamak mümkün değil, yalnızlık karanlık kapılarıyla üstüme kapandı. Amansız acılar içindeyim Ey Sevdiğim… Ben seni ne çok sevdim. Dünya bildi, bir sen bilmedin. Yalnızlığın diğer adı aşka karşılık almamaktır. Kaçılamayacak kadar yakın, tutulamayacak kadar uzak bir yerdesin… Benim aşkıma yalnızlık kucak açtı. Senin yokluğuna dokundum, içim yandı. Odamın çıldırtan sessizliğinde sana seslendim. Yankısı döndü dolaştı, senin kapıların bana kapalı. Kendi sesim yine bana ulaştı. Anladım ki beni hiç duymayacaksın. Sana sitem edemem. Sana kırılamam. Bir tek dileğim var senden, son bir tek isteğim. O da MUTLU OLMAN.
MUTLU OL SEVDİĞİM… BİRİCİĞİM… AŞKIM… NEREYE KİME GİDERSEN GİT YETER Kİ SEN MUTLU OL…

♥ Hayata Hep Güzel Bakmak ♥

Image Hosted by ImageShack.us
Hastanenin bir koğuşunda üç kötürüm bulunuyordu. Bunlardan koğuşa ilk gelen pencerenin önüne, ikincisi ortaya, üçüncüsü ise kapı kenarına yatırılmıştı. Ortadaki hasta iyimser bir adam olduğu için neşeli konuşmalarıyla ötekileri de eğlendiriyor ve kederlerini azaltmaya çalışıyordu. Soğuk bir kış gecesi, pencerenin yanındaki hasta öldü. Onu kaldırdıktan sonra ortadaki hastayı pencerenin önüne, kapının yanındakini de ortaya yatırarak, boşalan yere yeni bir hasta getirdiler.Pencere önüne alınan iyimser adam, dışarıda gördüklerini arkadaşlarına anlatmaya başladı.Yol kenarındaki parkı, dev çınar ağaçlarını, cıvıldaşan kuşları, işlerine koşan insanları, neşeli çocukları ve karşı dağlardaki çiçek dolu tarlaları uzun uzun anlatarak, çaresiz durumdaki arkadaşlarını rahatlatıyordu. Adam, kısa bir süre sonra, gelip geçenlere isimler takmaya başladı. Öteki hastalar, artık sabah işe gidenlerin, seyyar satıcıların ve akşam vakti yorun argın eve dönenlerin öykülerini dinleye dinleye, onları gözleri önünde canlandırabiliyorlardı. Kısa süre sonra hastanenin ruha ağırlık veren havası dağılmış ve bi r türlü geçmek bilmeyen can sıkıcı saatleri tatlı öyküler doldurmuştu. Bir gün, ortadaki hastanın aklına bir fikir geldi. Eğer pencerenin önündeki hastaya birşey olursa oraya kendisi geçecek ve onun öykülerini dinlemektense, dışarıdaki renkli ve canlı yaşa m ı kendi gözleriyle görecekti. Bu düşünce, günlerce kafasında yer etti. Yattığı yerden hep bunu düşünüyor ve çareler araştırıyordu. Sonunda onu da buldu. Pencerenin önündeki hastaya bazen kalp krizleri geliyordu. Adam bu durumda komodinin üzerindeki ilacın a güçlükle uzanıyor ve odada hastabakıcı olmadığından ilacı kendisi alıyordu. Bir gece, pencere önündeki hastaya yine bir kriz geldiğinde,ortadaki hasta büyük bir gayretle doğrularak, onun ilacını
deviriverdi. Şişe yere düşmüş ve paramparça olmuştu. Ertesi sabah, pencerenin önündeki hastayı ölü buldular. Ve onu kaldırdıktan sonra, ortada yatan hastayı cam kenarına geçirdiler. Adam, göreceği manzaranın heyecanıyla dışarıya baktığında, beyninden vurulmuşa döndü. Pencerenin birkaç metre ötesinde, simsiyah bir duvardan başka hiçbir şey yoktu…

♥ Aşkın Ebruli ♥

Image Hosted by ImageShack.us

“Içime doğdun birden..
Yüreğime düştün..
Damladın yüreğinden yüreğime.
Az önce..
Az önceydi..

Aslında hep korkardım;
Bir gün, bir yıldız kayarken, ya ben, ona yetişemezsem veya dileğimi unutursam, ya da dileyecek bir düşüm yokken, bir yıldız kayarsa diye… Ama, senken dileğim, seni dilemişken,
Bir yıldız tuttum, bir dilek kaydı.. Bir kumsal düşledim o an, ve bir aşk çizdim… Aşkın, ebruli yürek kumsalı… Sular, zülaliyle habire vuruyor kıyıya… Her vuruşta da, bir parça yontup götürüyor kayalardan… Kayalar eksiliyor…Yüreğimizin kayaları eksilen…aşınan… Direngenleştirmek için, ne acılar, ne sevinçler kattığımız yürek kayalarımız, aşınmakta olan… Korunaksız kalıyoruz adeta.. Ama, kumsala vuran her dalga , yığınlarla da, kum tanesi getiriyor beraberinde… Çoğalıyoruz… Yüreğimizin kayalarından ufalanan parçaların taneleri belki de, geri dönenlerden bazıları… Belki de, onarmak için, bu geri geliş..Ebruli kumsalda, ışıltılı, sedefli kum parçacıklarının kristalinde bir onarış… Doğanın yıkıp yapıcılığı sanki bu…Ve yüreğin sularının sarışı, sevdiklerini.. eksiltmelerden çok, çoğaltmalar için, yürek kumsalını…. Suyu kumdan, kumu kumsaldan, kumsalı sudan ayırabilmek mümkün mü zaten…?? Seviyorum o halde seni…Sonra, bir yürek düşündüm ve bir çadır örüldü düşlerimin önünde, gördüm… Bir koza gibi örüldü… Yüreğin çadırı…Kumsalın tam ortasında… İçinde, sakınıp saklanılan sevgiler, düşler, umutlar, sevgililer… Aşk bir kumsalsa diye düşündüm, yürek onun çadırı olsa gerek… Yüreğin çadırına girdi mi insan, en güvenli ve en güzel yerindedir evrenin ve o evrendeki kendisinin… Çünkü ne kadar kendimizsek, ne kadar yüreğimizceysek ve ne kadar yüreğimizdensek, mutlu olur ve mutlu ederiz…. Kendinden uzağa düştü mü insan, arar durur, yollara düşer, kendinin izini sürer… İz ize eklenir, ama bitmez yol, varılmaz menzile bir türlü… Oysa insan, yüreğinin çadırında olsa hep ..olabilse.. Kavlar dolusu mutluluk meyleri sunacaktır sakiler… Aşk şiir olduğunda, kelimeleri bahar olacaktır çadırın… Bir yaprak titreyişinde, keman notaları gibi, aşka esecektir yürek.. Bilinmez bir iklimde, bir beşinci mevsim valsinde uzanacaktır eller birbirine, yürek yüreğe…Camdan deniz kabuklarının, yüreğime batışının acısıyla irkildim bir anda.. Özlem, kömür parçaları arasındaki bir cam kırığıdır ya sanki, parlar durur kara tozlar arasında… O parladıkça, acır canımız, acıdıkça canımız , daha çok severiz. Acıttığı kadar, değerlidir birşeyler bence…birşeyleri değerli kılan, anlamlı kılan acısallığının yoğunluğudur,
bizi mutlu eden şeylere pek değer vermiyoruz sanki… Ve aşk, bu sebeple bunca değerli ve tatlı geliyor olmalı… Aşkı tatlı yapan da, bu acı yanının çokluğudur aslında.. Aşkın çoğu acıdır zaten…. Canım acıdıkça ve cam kırıkları özlemini kanattıkça, özlüyorum seni…. Sözler gönlün ortasında oturur, aşk sözün ortasında… Mutluluk uçuruma ses atmaktır… ve yürek o sesi tutar…. Ben, aşkın sesini, attım uçuruma ve yüreğin, yüreğimin ortasında tuttu o sesi…SeS bizim artık, gönlümüzün ortasında…Peki ya bir gün gelir de, özlemezsem seni,özlemezsen beni, biterse aşkın yüreğimdeki acıtmaları…?
O zaman, bir uçurtmadan inip, bir gemiye mi bineceğiz dersin..?
Usul usul ilerleyen bir gemi..Ve bir limana mı varacağız..?
Limanın dingin ve güvenli sularına mı sığınacak aşkın sevgi çocuğu..?
Aşk uçurtmada mı kalacak…?
Aşk bir kumsalsa, yürek çadırıdır onun…
Martılar elleri..
Deniz fenerleri gözleridir..
Ebruli, rengidir sularının..
Sular sözleridir, yıldızlara yansıdıkça..
Deniz kabukları özlemidir..
Kumlarsa düşleridir aşkın..
Aşk ebrulidir..

Bu mektup, masalımızın sokaklarından ebruli bir uçurtmadır, sana uçurduğum, seninle uçurduğum.. Ipsiz bir uçurtma… Seni seviyorum demek için, daima…

Yeniden ve yine Merhaba….”

♥ Aşkın Büyüklüğü ♥

Image Hosted by ImageShack.us
Bir zamanlar, bütün duyguların üzerinde yaşadığı bir ada varmış: Mutluluk, Üzüntü, Bilgi ve tüm diğerleri, Aşk dahil. Bir gün, adanın batmakta olduğu, duygulara haber verilmiş. Bunun üzerine hepsi adayı terk etmek için sandallarını hazırlamışlar.Aşk, adada en sona kalan duygu olmuş çünkü mümkün olan en son ana kadar beklemek istemiş.Ada neredeyse battığı zaman, Aşk yardım istemeye karar vermiş. Zenginlik, çok büyük bir teknenin içinde, geçmekteymiş.Aşk, “Zenginlik, beni de yanına alır mısın?” diye sormuş. Zenginlik, “Hayır, alamam.Teknemde çok fazla altın ve gümüş var, senin için yer yok.” demiş.Aşk, çok güzel bir yelkenlinin içindeki Kibir’den yardım istemiş. “Kibir, lütfen bana yardım et!”, Kibir “Sana yardım edemem, Aşk. Sırılsıklamsın ve yelkenlimi mahvedebilirsin.” diye cevap vermiş. Üzüntü yakınlardaymış ve Aşk yardım istemiş: “Üzüntü, seninle geleyim.” Üzüntü “Of, Aşk, o kadar üzgünüm ki, yalnız kalmaya ihtiyacım var.” Mutluluk da Aşk’ın yanından geçmiş; ama o kadar mutluymuş ki Aşk’ın çağrısını duymamış. Aşk, birden bir ses duymuş. “Gel Aşk! Seni yanıma alacağım…”Bu Aşk’tan daha yaşlıca birisiymiş. Aşk o kadar şanslı ve mutlu hissetmiş ki, onu yanına alanın kim olduğunu öğrenmeyi akıl edememiş. Yeni bir kara parçasına vardıklarında, Aşk’a yardım eden yoluna devam etmiş. Ona ne kadar borçlu olduğunu fark eden Aşk, Bilgi’ye sormuş: “Bana yardım eden kimdi?” Bilgi “O, Zaman’dı” diye cevap vermiş. “Zaman mı? Neden bana yardım etti ki?” diye sormuş Aşk. Bilgi gülümsemiş: “Çünkü sadece Zaman Aşk’ın ne kadar büyük olduğunu anlayabilir”

♥ Küçüğüm ♥

Image Hosted by ImageShack.us
Aynı sokakta oturuyorduk. Her gün bir kızla geliyordu .Adı esrarengizdi, herkes onun hakkında farklı şeyler söylerdi. Fakat kimse gerçeği bilmezdi. Kirli sakalları vardı. Yeşil gözlü esmerdi. Mahallenin kızları hayrandı ona. Bense nefret ederdim. Hiç kimseyle konuşmaz. Sadece gelir geçerdi. Bir gün onunla yolda karşılaştık. Çok güzel bir yüzü vardı. Bana gülümsedi. şaşırdım. Ama yine de onu sevmiyordum. Fakat o çok farklıydı.Gece boyunca lambası yanardı. Uyumak yerine onun evini seyrederdim. Onu sevmediğim halde her şeyiyle ilgileniyordum. Yavaş, yavaş onu gözlemeye başladım. O an anladım ki, Ona karsı hissettiğim şey sevgiymiş. Artık O eve gelmeden uyuyamıyordum. Yanına gelen kızları kıskanırdım. Herkes onun kötü olduğunu söyleyince. Hep onu savunurdum. Onunla karşılaşmak için kapıda dururdum.Onu yine yolda gördüm. Bana göz kırptı. Yanımdan geçerken onu çağırdım. “Acelem var Küçüğüm” dedi. Bana aramızdaki yaş farkını hatırlatmıştı, eve gidip ağladım. Karar verdim Ona aşkımı ilan edecektim. Yolunu gözledim. Bir gün onu gelirken gördüm. Peşine düştüm o eve girdi. Biraz bekleyip kapıyı çaldım. Açtı “Ne var Küçüğüm” dedi. “Seni Seviyorum” dedim. Gülümsedi “Evet” dedi. “Ne evet” dedim. Konuşmadı. Koşarak dışarı çıktım. Bir ay boyunca evden çıkmadım.Bir gün kızlarla konuşurken. Ambulans geldi onun evine girdi. Sedye ile onu dışarı çıkardılar. Önümüzden geçerken. ‘”Ben de seni Küçüğüm” dedi. Kıpkırmızı oldum herkes bana bakıyordu. Ağlayarak koşmaya başladım. Aksama kadar sokakta gezdim. Göz yaşlarım durmadan akıyordu. Sonra eve geldim. Annemler ondan bahsediyorlardı. Sevdiği bir kız varmış. Ailesi evlenmesine izin vermeyince kız evden kaçmış. Sokak serserileri onu öldürmüş. Eve getirdiği kızlar evi olmayan kızlarmış. Kimi sevdiyse ölmüş. Çok sevip acı çekmiş. İntihar edip hastaneyi aramış. Polisler evin duvarında “Küçüğüm” yazısını bulmuşlar. “KÜÇÜĞÜM SEN DE ÖLME” yazıyormuş. “Ben de seni sevdim, sevdiklerim gibi sen de ölme diye ben öldüm KÜÇÜĞÜM”

♥ Sevgi,Başarı ve Zenginlik ♥

Image Hosted by ImageShack.us
Bir kadın, evinden dışarı çıkar ve uzun beyaz sakallı 3 tane yaşlı adamın evinin önünde turduklarını görür. Onları tanımaz. “Ben sizi tanımıyorum ama aç olmalısınız” der. “Lütfen içeriye gelin ve birşeyler yiyin.”"Evin erkeği içerde mi?” diye sorarlar adamlar. “Hayır” der kadın. “O dışarıda.” “Öyleyse içeri gelemeyiz” diye cevap verirler. Aksam olup kadının kocası eve geldiğinde , kadın başından geçenleri kocasına anlatır. “Git onlara söyle ben evdeyim içeri gelebilirler” der.Kadın dışarı çıkar ve onları içeri davet eder. “Hepimiz aynı anda içeri girmeyiz.” der yaşlı adamlar.kadın öğrenmek ister; “Niye giremezsiniz?” . Yaşlı adamlardan bir tanesi açıklar:”Onun adı ZENGIN” der bir arkadaşını gösterir, ve bir diğerini işaret eder ” O BASARI, ben ise SEVGI.” Sonra ekler; “Simdi, içeri gir ve kocanla konuş hangimizi evinizde istersiniz”.Kadın içeri girip söylenenleri kocasına anlatır. Adam duyunca neşelenir. “Ne güzel!!” der ,”Madem öyle, Zengini içeri çağıralım ve evimizi zenginlikle doldursun.” Karısı itiraz eder;”Canım, niçin Başarıyı çağırmıyoruz?”Bu sırada konuştuklarını evin diğer köşesinde bulunan gelinleri duyar. Zıplayarak gelir ve kendi fikrini söyler. “Sevgiyi çağırsak daha iyi olmaz mi? Evimiz sevgiyle dolar!”"Gelinimizin önerisini dikkate alalım” der adam karısına. “Dışarı çık ve Sevgiyi bizim misafirimiz olması için davet et.” Kadın dışarı çıkar ve 3 yaşlı adama sorar;”Hanginiz Sevgi? Lütfen içeri gel ve misafirimiz ol”.Sevgi ayağa kalkar ve eve doğru yürümeye baslar. Diğer iki yaşlı adamda onu takip ederler. Kadın şaşırmış bir şekilde Zengin ve Başarıya sorar ; “Ben sadece Sevgiyi davet ettim, siz niye geliyorsunuz?”Zengin ve Başarı bir ağızdan cevap verirler;”Eğer Zengin’ i yada Başarıyı davet etmiş olsaydın diğer ikisi dışarıda kalırdı, ama sen Sevgiyi davet ettin, O nereye giderse bizde oraya gideriz. Nerede Sevgi var ise, orada Başarı ve Zenginlik de vardır…

♥ Bir Gözyaşı Daha Buraktım Sana ♥

Image Hosted by ImageShack.us

Yarım kalan bir besteyi tamamladım bu gece
Ve hiç dinmeyen bir sızıyı kapatmaya çalıştım,
Beceremedim.
Kalbim zayıftı sanırım ve ruhum toz bulutlarına dönüşmüştü.
Sessizce bir çığlık attım sadece gökyüzünde ve acılı ruhlarda duyulan
Sustum yine, belki de bu benim son susuşumdu ve bir daha
Hiç konuşmayışım…

Senin kokundu benim her şeyimi erteleyişim olan şimdi o da yok.
Bir sabah aynaya baktığımda NEDEN dedim, neden bıraktım ben onu
Hem de her şeyin tam doruğuna gelmişken
Susuyorum işte yine ne adımı an artık ne de kalbimi acıt.
Ve sana verdiklerimi de geri ver bana…
Ama her şeyden önce kalbimi istiyorum.
Taşlaşmış ruhuna sor nereye koydun onu…
Gözlerimden gelen yaşlar kan oldu süzüldüler avuçlarıma
Ağlamıyorum sevgilim ağlamıyorum korkma.
Sadece üzülüyorum kırık oyuncak gibi atılmış duygularıma
Ağlamadan ve sızlamadan başım dik yürüyorum şimdi uzaklara, çok uzaklara
Hayat soruyorum sana nereye saklıyorsun kırgın mutsuzluğumu
Çok geçmeden ver bana
Ver ki; biraz daha öleyim, ver ki; biraz daha körelteyim kalbimin diğer yarısını da…
Kedim bile terk etti beni, sokaklara vurdum kendimi.
Ve yalnızlığımı sadece sokak kedileri biliyor.
Gözlerimin içine bakarak onlarda yaş döküyor bana
Her sabah pencereme gelen kuşlar gelmez oldu ve artık
Seninle uyandığım masmavi gökyüzü simsiyah bana…
Eğer bir gün aklına gelirsem kalbini aç orada bir gözyaşı daha bıraktım sana…

♥ Dönerim Demiştin ♥

Image Hosted by ImageShack.us

Soğuk bir sonbahar akşamıydı. Hava kararmış, yağmur başlamıştı. Düşlerimize yağmur yağıyordu ellerimizi. Gözlerin donuk bedenin halsizdi. Gizli bir el kalkış hazırlanan otobüse binmek için seni sürükler gibiydi. Sanki kalmak istiyordun. “baharda dönerim” demiştin hatırlıyor musun ?” Sakin beni unutma bekle.”Ben seni unutmadım sevgili, ben seni unutmadım. Bütün kış baharda döneceğin günün hayaliyle ısındım. Minik öpücüklerle uyandırıp güneşin doğuşunu gösterecektim sana. Çiçeklerin, denizin, kumasalın, güneşin tadına birlikte varacak , gün batımlarında denizle birleşen ufuk çizgisini birlikte seyredecek, ay ışığında mutluluk şarkımızı söyleyecektik.Yalan değil kaçamak sevdalara takıldım yokluğunda bir süre. Sana benzeyen her şeyi sevdim ben. Sevdiği her şeyde senden izler vardı. Aradığımı buldum sandım ama yanıldım , bulduğum sen değildin. Olmadık zamanlarda aklıma düştün, zamansız yaralandım. Her sabah seni bulmak için yolara düşmek geldi içimden ama gidemedim.Yalnızlığın acısıyla gurur satın alır oldum her gece. “Gelir” dedim kendi kendime, “Söz verdi gelmesi gerek.” Bekledim.Kendimi param parça hissetim ama yine de sana kızamadım.Unuttum kötü sözlerini Unuttum kapında bekletildiğimi.Unuttum telefonlarıma cevap vermediğini, kavgalarımızı unuttum.Bir tek seni unutmadım sevgili, bir tek seni unutamadım. Hep dönmeni bekledim. Zamanla alıştım acılara , ölüm ilanlarında kendiliğinden siline adreslere. Alıştım sevdiklerimin yokluğuna. Ama yalnızlığa alışamadım, hasrete alışamadım, sensizliğe alışamadım. Hep dönmeni bekledim.Olamadı gülüm bir araya gelemedik. Oysa daha yolun başındaydık, tomurcuktuk daha çatlamaya hazır. Bahar gelmeden ayrıldık. Şimdi artan yalnızlığım , büyüyen yokluğu var . duvarlarda gözlerinin izi , kapı kollarında parmak izlerin saklı. Sen neredesin sevgili, varlığın nerede ?. bir mevsim döndü , sen dönmedin.Düşlerim böyle dağınık değildi eskiden. Kara bulutlar gibi kümelenip bir yere, acılarım yüreğimde çöreklenmişti gece yarılarında. Özlemlerim hiç bu kadar olmamıştı gün ışığına. Hasret bu kadar büyümemişti. Şimdi göçebe olmuş yüreğimle her sabah yeni yolculuklara çıkıyorum. Umudun türküsünü söylüyorum öksüz bakışlarımla…..Soğuk bir sonbahar akşamıydı. Hava kararmış,yağmur başlamıştı. Düşlerimize yağmur yağıyordu ellerimizi. Gözlerin donuk bedenin halsizdi.Gizli bir el kalkış hazırlanan otobüse binmek için seni sürükler gibiydi. Sanki kalmak istiyordun. “baharda dönerim” demiştin hatırlıyor musun ?” Sakin beni unutma bekle.”Ben seni unutmadım sevgili, ben seni unutmadım. Bütün kış baharda döneceğin günün hayaliyle ısındım. Minik öpücüklerle uyandırıp güneşin doğuşunu gösterecektim sana. Çiçeklerin, denizin, kumasalın, güneşin tadına birlikte varacak , gün batımlarında denizle birleşen ufuk çizgisini birlikte seyredecek, ay ışığında mutluluk şarkımızı söyleyecektik.Yalan değil kaçamak sevdalara takıldım yokluğunda bir süre. Sana benzeyen her şeyi sevdim ben. Sevdiği her şeyde senden izler vardı. Aradığımı buldum sandım ama yanıldım , bulduğum sen değildin. Olmadık zamanlarda aklıma düştün, zamansız yaralandım. Her sabah seni bulmak için yolara düşmek geldi içimden ama gidemedim.Yalnızlığın acısıyla gurur satın alır oldum her gece. “Gelir” dedim kendi kendime, “Söz verdi gelmesi gerek.” Bekledim.Kendimi param parça hissetim ama yine de sana kızamadım.Unuttum kötü sözlerini Unuttum kapında bekletildiğimi.Unuttum telefonlarıma cevap vermediğini, kavgalarımızı unuttum.Bir tek seni unutmadım sevgili, bir tek seni unutamadım. Hep dönmeni bekledim. Zamanla alıştım acılara , ölüm ilanlarında kendiliğinden siline adreslere. Alıştım sevdiklerimin yokluğuna. Ama yalnızlığa alışamadım, hasrete alışamadım, sensizliğe alışamadım. Hep dönmeni bekledim.Olamadı gülüm bir araya gelemedik. Oysa daha yolun başındaydık, tomurcuktuk daha çatlamaya hazır. Bahar gelmeden ayrıldık. Şimdi artan yalnızlığım , büyüyen yokluğu var . duvarlarda gözlerinin izi , kapı kollarında parmak izlerin saklı. Sen neredesin sevgili, varlığın nerede ?. bir mevsim döndü , sen dönmedin.Düşlerim böyle dağınık değildi eskiden. Kara bulutlar gibi kümelenip bir yere, acılarım yüreğimde çöreklenmişti gece yarılarında. Özlemlerim hiç bu kadar olmamıştı gün ışığına. Hasret bu kadar büyümemişti. Şimdi göçebe olmuş yüreğimle her sabah yeni yolculuklara çıkıyorum. Umudun türküsünü söylüyorum öksüz bakışlarımla…..

♥ Papatya İle Minik Kelebeğin Hikayesi ♥

Image Hosted by ImageShack.us
Günlerden bir gün, evrenin bir noktasında, küçük bir tırtıl gözlerini hayata açmış. Doğal içgüdüleri ile hemen beslenmeye başlamış. Ne bulursa yemiş. Bir süre sonra, yeterince büyüdüğünde, kendine güvenli bir yer bulup, bir koza örmeye başlamış. Bu kozanın içinde geçirdiği uzunca bir sürenin sonunda da, rengarenk kanatlı bir kelebek olup çıkmış.Minik kelebek, uçabiliyor olmanın da verdiği mutlulukla uçmaya başlamış.Dağlar tepeler aşmış, ormanın her yerini dolaşmış. Derken bir vadiye gelmiş. Rengarenk çiçeklerin bulunduğu bir vadiye. Etrafına şaşkın şaşkın bakarken, vadinin öbür ucunda bir papatya görmüş. Bir anda afallamış. Ne düşüneceğini, ne yapacağını bilememiş. ıçinden “Ne muhteşem bir çiçek” diye geçirmiş. Ve vakit kaybetmeden yüzlerce renkli, hoş kokulu çiçeğin üzerinden geçip doğruca onun yanında almış soluğu.”Merhaba” demiş papatyaya, “sizi uzaktan gördüm ve yanınıza gelmek istedim.”. Nazlı papatya şöyle bir bakmış konuğuna ve “Merhaba” demiş, “bende yalnızlıktan sıkılmıştım zaten.”. Ve konuşmaya başlamışlar. Kelebek ona hayat hikayesini, nerede dünyaya geldiğini, geçtiği ormanı, tepeleri anlatmış.Papatyada ona kendinden bahsetmiş. Birbirlerinden gerçekten hoşlanmışlar. Kelebek bütün zamanını papatyayla geçirmiş. Gece olunca beraber yıldızları ve ateş böceklerinin danslarını seyretmişler. Gündüz olunca kelebek, kanatlarıyla papatyayı güneşin yakıcı ışınlarından korumuş.Minik kelebek papatyayı çok sevmiş. O kadar çok sevmiş ki, bir türlü onun yanından ayrılamamış. Papatyanın da onu sevip sevmediğini merak ediyormuş. Ama cesaret edipte bunu papatyaya söyleyememiş bir türlü. Onu kırmaktan, incitmekten, bu yüzden kaybetmekten korkmuş. Papatyada kelebeği çok sevmiş ama o da bir türlü söyleyememiş sevgisini. Duygularının karşılığının olmayacağından, bu yüzden kelebeği kaybedeceğinden korkmuş. Böylece iki sevgili yan yana, ama sevgilerini paylaşmadan sürekli sohbet etmişler.Böylece saatler saatleri kovalamış. Günler geçip de, kelebek artık zamanı kalmadığını, gücünün tükendiğini anlayınca, papatyaya dönmüş ve “Üzgünüm, ama senden ayrılmam gerekecek” demiş. Papatya buna bir anlam vermemiş. “Neden” demiş. “Yoksa benim yanımda mutsuz musun?”. “Hayır” demiş kelebek. “Bilakis, sen benim hayatıma anlam kattın. Fakat biz kelebeklerin ömrü sadece üç gündür. Ve ben de ömrümü tamamladım. Artık kelebeklerin hiç ölmediği bir yere gitmeliyim.”Papatya bu duruma çok üzülmüş. Ama yapacak bir şey yokmuş zaten. Kelebek artık hiç gücünün kalmadığını, daha fazla tutunamayacağını fark ettiğinde, son bir gayretle papatyaya “Sevi seviyorum” diyebilmiş ancak.Papatya donakalmış. Sadece “Bende…” diyebilmiş kelebeğin arkasından. Ardından da gözyaşlarına boğulmuş. ıçinden “Keşke onunda beni sevdiğini bilseydim. Keşke onu sevdiğimi söyleyebilseydim.” diye geçirmiş. Papatya, sevdiğinin onu sevdiğini bilmeden geçirdiği günlerin acısına dayanamamış. Bir süre sonra yaprakları önce solmuş, sonra da dökülmeye başlamış.Her düşen yaprakta papatya, içinden “seviyormuş” diye geçirmiş.İşte o günden beri, bunu bilen aşıklar, sevgililerine soramadıklarını hep papatyalara sormuş; seviyor mu? Sevmiyor mu diye…

♥ Yalnızım İşte ♥

Image Hosted by ImageShack.us
Sensizlikmis Yalnizlik..!

Bu sevdaya düsmeden önce, bilmezdim nasil da bir basina kalinir o koskoca kalabaliklarda. Onca insanin ortasinda olup da, onca yürekte yer bulup da, nasil kimsesiz kalinir bilmezdim, gülerdim kahkahayla. Kulak arkasi ettigim sevgiler, ilgiler ve ciceklerinden önce yapraklarini, dallarini göremedigim agaclar, ya da günes, hep gün batimi denk geldigim, bu derttendir belki de…..

Yalnizlikmis sensizlik, bilemedim…

Bilmezdim nasil da kördügüm olursun kimsesizliginle, bu sevdaya düsmeden önce. Kosup kosup da koparmis gibi ipini, bilmezdim nasil da varamazsin kendine, düse kalka, yara bere dizlerin dirseklerin. Kan canagi gözlerin, aglayamazsin. Her yeni günle beraber sizmak icin pencerenden odana, bekliyorum geceyle gündüzün sessiz bulusmasini, gözkapaklarim hasret birbirine, bu derttendir belki de…..

Yalnizlikmis sensizlik, anliyorum…

Bu sevdaya düsmeden önce, nasil da yetmezmis güc kirmaya zincirlerini bilmezdim, bundanmis kacamayisim kendime. Ellerime, kollarima yapisan bir seyler var, ayak bileklerime kenetlenen eller, bir silkinisle geride biraktigim kimseler var, bir de yüregimde yer edenler. Bilmezdim sorumlu dünlerin sorunsuz bir yarin hediye edecegini bana. Benim yarinlarim onlarin dünlerine benzemesin diye bekliyorum henüz, isiyacagim elbet, alacakaranlik vaktidir simdilik, bu derttendir belki de…..

Sensizlik yalnizlikmis, biliyorum…

Nasil da sabahlar gözbebeklerimde biri bilmezdim, bu sevdaya düsmeden önce. Bilmezdim bir adimlik bakis kadar yakinken bana, nasil da uzak kalirsin. Ah bu mesafe gecer sevdami da. Ufacik kareler var hayatimdan alinma; kiminde bir kacamak bakisin, gülümseyen yüzün ya da, söyle uzaktan yürüyüp gidisin kimindeyse. Öyle büyütürüm ki gözümde, hep gözümde, bu derttendir belki de…..

Sensizlikmis yalnizlik, bilmezdim…

Gözlerimi bir kirpisimla yanaklarimi islatan sanma ki yagmurdur. Onda da bir parca sen var, bir parca düs ve gelecek bir parca. Anlayacagin, üc nokta (…). saclarimdan tel tel süzülendir yagmur. Nasil da islakmis yasamak bilmezdim, bu sevdaya düsmeden önce…..

Bu sevdaya düsmeden önce, bilmezdim…..
Sensizlikmis yalnizlik…

♥ Sakın Elimi Bırakma ♥

Image Hosted by ImageShack.us

Ilık rüzgarla gelen bir müzik sesiyle dalıverdim uzaklara; “Aşık olmak günahsa ben bir günahkarım, pişman değilim tanrım…” diyordu yumuşak bir ses… bir sızı saplandı ilk önce kalbime… sensizlik yüreğimi yakıyordu, sana hasrettim… sarı kurumuş yapraklar arasında yürürken rüzgarın yüzüme vurmasıyla kokunu duydum sanki… yalnızdım… mutsuzdum, sen yoktun… ebediyen gitmiştin… Şimdi yanımda olsaydın kollarınla beni sarar, yüzüme dağılan saçlarımı parmaklarınla düzeltirdin.. iki taraftan kulaklarımın arkasına sıkıştırır, “Böyle daha güzel aşkım”derdin… yüzüme düşen saçlarıma tuzlu gözyaşlarım karışıyor şimdi. “Sakın ha ağlama, seni birgün bile ağlarken görmek istemiyorum” derdin bana… şimdi bir yerlerden bakıyorsa gözlerin üzülüyorsundur… ama gözyaşlarıma söz geçiremiyorum sevgilim… Hani biz sonsuza kadar mutlu olacaktık? Hani birbirimizi terketmiyecektik?Neden beni tek başıma bırakıp gittin aşkım.? Kaza haberin geldiğinde inanamadım… evimizden nasıl çıktığımı bile hatırlamıyorum… hastanede seni öyle kanların içinde baygın bir şekilde görünce dünya başıma yıkıldı… elini tuttum ve sen gözlerini açtın “Sakın ha! Sakın elimi bırakma” dediğin zaman bile “Gözlerindeki ormanda yağmur yağmasın” dedin… yanaklarımdan süzülen sicim gibi yaşlar yüzüne döküldüğünün farkında bile değildim..Ameliyathanenin kapısına kadar elini hiç bırakmadım ve mecburen elini ayırdılar benden… saatlerce o odada kaldın… çıktığın zaman komadaydın… doktorlar ümitsizce gözlerime bakıyordu… seni odana ……ürdüler.. neydi, neden o makinaları vücuduna bağlamışlardı.? Sen yaşayacaktın.. beni bırakmayacaktın yemin etmiştin..yavaşça elimi elinin üzerine koydum.. hiç kıpırdamıyordun… günlerce başucunda bekledim… farkında bile değildin… hep uyuyordun… yanında seni beklerken; geçirdiğimiz günler bir film şeridi gibi gözlerimden geçti… beni kızdırmaların, sinirletmelerin ve ondan sonra gönlümü almak için bütün evi ben yokken çiçek bahçesine çevirmen… doğumgünlerimizde birbirimize aldığımız müzik kutuları… hani son doğumgününde sana mavi bir kazak almıştım da hemen giyip mankenlik yapmıştın ya ve ben seninle dalga geçmiştim sen de pastayı alıp yüzüme yapıştırmıştın ve sonra da bütün evi pastayla alt üst etmiştik… ne kadar deliymişiz, ne kadar aşıkmışız… mavi kazağını son gördüğümde kanlar içindeydi.. kaza günü onu giyiyormuşsun meğer… çok sinirlettin beni, nasıl çıkacak şimdi kazaktaki kan lekeleri? Olmadı şimdi, iyileşir iyileşmez kazağını sen yıkayacaksın.. onu sana ben aldım atmak olmaz ki… Hala uyanmadın… bir hafta geçti hiç bir kıpırtı yok…doktorların biri gidiyor biri geliyor.. söyledikleri hiçbirşeyi artık anlamıyorum.. bu arada o yağmurlu gün geldi aklıma.. bisikletlerle yarış yaptığımız o gün.. hani ani bir yağmur başlamıştı da eve zor yetişmiştik.. balkonda durup yağmuru izlerken bir gün bebeğimiz olursa ismini Yağmur koyalım demiştik… bizim yağmurumuz yaz yağmuru olsun demiştik… Ve bir gün daha geçti işte, yanında sen o yatakta hareketsiz yatarken bir gün daha geçti… elim elinde.. ve başım yatağın yanında, kendimden geçmişim.. ve aniden elin elimde kıpırdadı.. aniden kırmızı, şiş gözlerimi sana çevirdim… ve gözlerini açtın… o halinle bile gülümsüyordun bana… dudaklarına küçücük bir öpücük kondururken sessizce gözlerimden yine bilinçsizce tuzlu gözyaşlarım dudaklarına düştü… kızar gibi yine baktın bana… “Tamam” dedim “Ağlamıyacağım…” Gözlerime baktın buğulu… hiç beklemediğim bir anda dudakların kıpırdamaya başladı “Affet beni” dedin, “Birbirimizi terketmiyecektik, hala daha da seni terketmedim ama….” dedin ve gerisini duymak bile istemiyordum, parmaklarımla dudaklarını kapattım, “Konuşma, yorulma, sonra konuşuruz” dedim ama başınla “Şimdi” dercesine işaret ettin… “Şehre inmiştim, yıldönümümüz için beğendiğin tek taşlı pırlanta yüzüğü alacaktım, aldım da… yanında 25 tane gül vardı, arabanın torpido gözünde yüzüğün, koltukta da güllerin vardı” dedin… ve devam ettin “Hayatımda geçirdiğim en güzel yılları seninle paylaştım, gözlerim, kalbim hep yanında olacak, arabadan emanetlerini almayı unutma” dedin bana… gözlerimdeki yaşları artık durduramıyordum… “Bir dahaki sonbahara yürüdüğümüz yolda yanlız yürüyeceksin ve çok güçlü olacaksın, beni affet aşkım seni bensiz bırakıyorum, seni canımdan çok seviyorum, son bir öpücük ver bana” dedin ve bir elim elinde bir elimle alnını okşarken istediğini yaptım dudakların sıcaktı ve aniden makineden ince bir ses geldi, elin elimden kopuverdi…. Gözlerin yavaşca kapandı…. Doktorlar koşup geldiler… öylece orda kalıverdim hareketsiz kaldım, donmuştum, sen yoktun artık… doktorlar seni ……ürdüler… artık sen yoktun, yanlızdım.. Ve şimdi sensiz geçen ilk sonbahardayım… yürüdüğümüz yolda kurumuş yaprakların arasında tek başınayım. Arabadan bana getirdikleri emanetlerimin biri evde diğeri parmağımda… yüzüğünü yaşadığımı sürece parmağımdan, güllerini yatağımın yanından hiç ayırmayacağım… mavi kazağını yıkadım, temizledim… yastığının üzerinde duruyor.. Hazan mevisimi, hüzün mevsimi… aşk mevisimi.. ayrılık mevsimi… Kulağımda bana söylediğin şarkıyla yürüyorum tek başıma söz verdiğimiz gibi sarı yapraklı yolda….

“SANA RÜYA DIYEMEM, SENDEN UYANAMAM KI
NEREDE OLURSAN OL, SENINLEYIM BEN SANKI
BULUTLU GÜNEŞIMSIN, SEVGILIMSIN BENIMSIN
YAZ YAĞMURUM, KIŞ GÜLÜM, NEŞEMSIN KEDERIMSIN
SENINLE DOLU DÜNYAM, GÜNDÜZÜM GECEM SENSIN
ÖLSEMDE AYRILAMAM, BENLIĞIM RUHUM SENSIN…”

Biliyorum her an her saniye benimlesin, beni izliyorsun. Iyi ki şarkılar var ve şiirler. Sen sözünü tutmadın, beni bırakıp gittin. Belki birgün aşkım… Bu yağmurlar diner ve biz yine birlikte oluruz hiç ayrılmamacasına.

“HER YERDE HATIRAN VAR, HERŞEY SENINLE DOLU
HERŞEYDE SENIN IZIN, BU YOL AŞKININ YOLU
ALAMAZ BIN SEVGILI KALBIMDEKI YERINI
SANKI IÇIMDE AÇAR BU SARMAŞIK GÜLLERI…. “

Iyi Ki Şarkılar Var…

♥ Bırakıpta Gidene ♥

Image Hosted by ImageShack.us

Burnu bir karış havada, gözü yükseklerdeydi ben onu sevdiğimde.Hele hele benim aşkımı yerden yere vurup, nasıl kırmıştı kalbimi zalim.Dudaklarından dökülen acı sözleri; öyle ki, bugün bile unutamadım.Ne tebessümdü o, zehirden beter.Her olayda içim paramparça, gözlerim ağlamaktan kıpkırmızı olurdu.Yorgun düşerdim onsuz geçen, onunla dolu, koyu siyah gecelerden.Pişmanlıktan kendime lanetler eder,Sevgimi söylediğim günü düşündükçe,Kaleme sarılıp yazardım ona nefretin aşkla kucaklaştığı o uzun mısralarımı.Derdim ki; alın yazımdı, onbeşimin çocuksu aşkıydı.Nasıl da gülerdi canı istedi mi…En anlamlı bakışlarıyla önce ümitlendirir,Ardından bir uçurumun kenarına yapayalnız bırakır giderdi.Ben çaresiz, ben yorgun, ben bıkkın bu sevdadan.Ah bilirdi o insafsız, diri diri yanardım o böyle yaptıkça…Şubatın buz gibi kasvetli soğuğunda; onda ne bulduğumu bugün bile bilemem.Ama o günlerde hayatımın amacı, varolma gibi gelirdi bana.Çocukluk mu, yoksa gençliğimin safça tutkusu muydu bu kölesiye bağlanış,İçten içe kopan fırtınalar, bu delice yakarış?
Kimbilir, belki de sevilmeye muhtaç bir kalbin bitmek bilmeyen kaprisi…Ondan hiçbir şey istememiştim.Sadece sevgi…Evet, şimdi yıllar sonra ben, onu düşünüyorum ilk defa kucağımda resimler, hatıralarla.Hava yine soğuk, yine kasvetli gözleri gözlerimde yine sevgi, derin yüreğimde.
Unuttum sanırdım, meğer aldanmışım, ağladım saatlerce.Bu onun “ölüm yıldönümü”dür.17’sinde toprakla kucaklaşan, o zalimin hikayesidir anlatılan.Bir melodidir kırık, umutsuz…Doldururken sensizlik o an odayı gönlüm hala boş, kafam yine dumanlı.Bir feryat yankılanmıştı acı dolu tam 15 yıl önce bugün bomboş kırlarda.Deli gibi koştum sınıfa, sırası boştu.Benim kadar çaresizdi her köşe.
Kendi kendime konuşarak yaklaştım sırasına;”Sen ölemezsin; canımsın, sevgimsin, emelimsin…
Dileğince nefret et, alay et duygularımla..Kızmam sana…Ama ne olur bir yalan olsun, acı bir şaka.
Evet, evet beni üzmek için yapıyorsun.Herşeyini özledim…Allahım son defa göreyim yeter bana”
Bu sensiz yakarış defalarca sürmüştü…ta ki, ölümün o sinsi kokusunu içimde duyana kadar.Hıçkıra hıçkıra ağladım, sıraya kazıdığın ismini öptüm.Sonra, ona ait birşeyler bulmak için aradım her köşeyi…Yalnızca buruşturulmuş bir sayfa, rengi solmuş.Yazı, onun yazısı.Bir mektuptu, özenilerek yazılmış, belki de çok emek verilmiş her satırına…Çok şaşırdım, mektup bana hitabendi.Korkakça, kaybolmasından korkarak,Acıyla okudum her cümleyi kalbimde büyüyen bir özlemle…Hele hele o ilk satırı…Öyle ki, bugün bile unutamam, okudukça ağlarım.”İnsan sevdiğini yerden yere vururmuş bir tanem, AFFET BENİ !!!…”

♥ Kırmızı Gül ♥

Image Hosted by ImageShack.us
Eskiden bir ülke varmış ve bu ülkede hiç ama hiç kırmızı gül yokmuş.Bütün güller beyaz renkteymiş. Bir de birbirini çok seven bir kız ve bir delikanlı varmış… Birbirlerine çok yakışıyorlarmış. Kız çok güzel delikanlı ise çok yakışıklıymış. Delikanlı bu kız için herşeyi yaparmış. Kız ise bir şart koymuş ortaya. ‘Bana kırmızı renkte bir gül getirirsen seninle evlenirim.’ Delikanlı çok üzülmüş bu şarta. Çünkü hiç kırmızı gül yokmuş bu ülkede. Beyaz güllerle dolu bir bahçeye gitmiş, aramış ama yok. Sonra oradaki bir bülbüle derdini yanmış. Bülbül dinlemiş genci ve en sonunda; ‘Üzülme delikanlı, yarın buraya aynı saatte gel, kırmızı bir gül göreceksin. Onu al kıza götür, evlenin mutlu olun. Sen onu çok seviyorsun mutluluk hakkın’ demiş. Çocuk buruk halde ayrılmış oradan.Ertesi gün bahçeye gitmiş koskaca bahçe beyaz güllerle dolu yalnızca en ortada kıpkırmızı bir gül!! Delikanlı biraz şaşkın, biraz heyecanlı, biraz mutlu koşup gitmiş gülün yanına… Ama gördüğüne gerçekten çok üzülmüş.. Bülbül yerde, kendini dikeniyle öldürmüş olduğu gülün hemen dibinde, cansız yatıyormuş. Delikanlı, kendisinin mutluluğu için, bülbülün kanıyla boyadığı gülü alıp kızın yanına gitmiş. Kız, arzusu gerçekleştiği için çok sevinmiş ve kendisine kırmızı gül getiren delikanlıyla evlenmeyi kabul etmiş. Ama delikanlı; ‘Benimle evlenebilmen için bülbülün ölmesi mi gerekiyordu?’ diyerek ayrılmış ve bir daha da hiç dönmemiş…

BİRİLERİNİN MUTLULUĞU ASLA BAŞKALARININ MUTSUZLUĞU OLMAMALI!

♥ Bir Aşk Mektubu ♥

Image Hosted by ImageShack.us

Şu an 1 şubat akşamı ve rüyamda yine sen vardın. Saat olmuş gecenin 3’ü, herkes uyumuş, annem, babam, kardeşim, bende uyumuşum ama gönlüm hep ayakta, aşkım hep ayakta, onlar hiç uyumadı ki. Seni tanıdığımdan, sana tapalıdan beri gözüme uyku girmedi aşkımın, sevdamın da. Ne tedaviler aradım, ne ilaçlar kullandım. Çaresi bir mucize bu hastalığın o da sensin.
Ağlıyorum şu saat, unutma beni ağlatan sensin. Uyutmayan, hayatı zindan eden sensin. Ne hayat tat veriyor, ne o olmazsa olmaz dediğim bilgisayar, ne hava, ne ekmek, ne su,….. sadece ama sadece sensin o tat. Sensin benim hayatım, sensin.

Benden vazgeçmemi mi istiyorsun? Tamam kabul. Çıksın birisi güneşe yazsın adını (benim yazdığımın yanına) vazgeçerim senden. Ya da sağır bir ressam, toprağa düşen gülün sesini çizsin bir kağıda o zaman vazgeçerim senden. O zaman vazgeçerim anlıyor musun? VAZGEÇMEM SENDEN.
Benden kalan birkaç gözyaşı var bu kağıtta, sana olan aşkım var. Eğer bir gün ağlarsın olur ya! Bu kağıda ağla. Göz yaşlarımız mutlu olsun sonunda. Onlar kavuşsunlar aşklarına. Biz kavuşamasak da.
Hem ben seni kime vazgeçerim? Kimse senin dudaklarındaki sıcaklığı vermiyor, kimse vermiyor sendeki o güzel kokuyu, kimse hissettirmiyor senin tenindeki buğuyu, hayali, kimse bakamıyor senin baktığın gözlerle bana, kimse senin dokunduğun hatta vurdun gibi vurmuyor bana, kimse tutmuyor senin ellerinle, kimse sarmıyor senin gibi kollarıyla, kimse ama kimse sendeki aşkı bana vermiyor. Ben sana mecburum, sonu olmasa dahi.
Kalbim uçarsa o kelimelerin arasına okurken yakala onu, iyi bak incitme olur mu? Arkadaş et kendi kalbinle, dost olsunlar, aşık olsunlar birbirlerine, ölesiye hem de, sımsıkı sarılsınlar hiç bırakmasınlar birbirlerini, varsın ben onsuzda yaşarım, yeter ki onlar mutlu olsunlar.
Sana soruyorum? Yakışıklı değilim, çok zeki değilim ama aşkım yetmez mi sana? Neden ben değil de seni sevmeyen bir başkası ya da benim kadar değer veremeyen birisi. Neden? Şunu unutma; Kırmızı güllere ulaşmak isteyenler ayakları altında ezilen papatyaların farkına varamazlar.
Senin uğruna vazgeçmeyeceğim şey yok. Gururum hariç. O zaman neden ben değilim, neden başkası, sana başkasının ellerinin dokunmasına dayanamam. Buna dayanamam anlıyor musun beni? Neden ben değilim Allah’ım? Sebebi ne? Neden Allah’ım neden?
Sana tapıyorum anlıyor musun? Sana tapıyorum? Neden sanıyorsun sizin sınıfa her teneffüs gelişim? Neden sanıyorsun hep başka konular arayışım.
Çok merak etmiştin ya Metin ile benim bildiğim o olayı. Söyleyeyim. Metin bunu Rıza’dan duymuş. Rıza ona ikinizin beraber olduğunuzu söylemiş. Ben bunu duyunca içimdeki tüm gözyaşlarını o an çıkarmak istedim. Sağır olmayı istediğim bunu duymayayım diye, bugün olmasın istedim bu olayı yaşamayım diye, Kör olmak istedim seni hiç görmeyeyim diye, kalbim olmasın istedim sana hiç aşık olmayayım diye, hislerim olmasın istedim senin kokuna, sıcak tenine alışmayaydım diye. Senin olmamak istedim, sana hasret kalmayayım diye. Gözlerim karardı hiç abartısız o an? Metin bıraksa sonsuza dek öyle kalırdım. Rüyayı hep seninle kurardım. Hep ikimiz olurduk, hep seninle olurduk, kötü kalpliler aramıza girmeye çalışır ama ben hep mani olur buna izin vermezdim. Her şey senin istediğin gibi olurdu. Bir tek aşkımız ortak. Sana adardım her şeyimi. Seninle senin kadar güzel, senin kadar iyi, senin kadar güzel gözlü, senin kadar …. Bir bebeğimiz olurdu. Ama neyse ki, hatta maalesef Metin beni rüyamdan erken uyandırdı. VE GENE SANA KAVUŞAMADIM.
Hem sana kıyarım hem kendime? Ölümü dahi göze alırım sensin hayat zaten ölüm bana? Bunlar şaka gibi geliyor ama ben sana kıyamam …. Kıyamam sana biliyorsun. Aşkım beni dağlasa da, aşkın beni mecnun yapsa da, sana kıyamam. Son söylemek istediğim seninle son defa konuşmak istiyorum ve diyorum ki seni çok seviyorum.

♥ Ellerimi Saçlarında Dolaştıramadım ♥


Seni öylece sevdim
Adını bilmeden yolunu bilmeden yüzünü görmeden
Nasıldı gülüşlerini bilmiyorum
Gülüşlerini görmeden sevdim
Bakamadan gözlerine uzun uzun
Derin anlamlar yükleyemeden sevdim seni
Caddelerde ayak izlerimiz hiç takip etmedi birbirini
Yada bir otobüs durağında hiç karşılaşmadık
Ve ben seni seni hiç aramadım otobüs garlarında
Yada ben
Yağan karın altında titreyerek bekleyemedim seni
Sarılamadım boynuna, ve ben ısınamadım…..
Gözlerine sevgimi,
Yüreğine sevdamı bırakamadım
Geleceğe ait bir düş kuramadım
Seni de düşlerime alamadım
Yıldızları indiremedim gökyüzünden
Önüne diz çöktüremedim güneşi
Yalvartamadım geceyi sana
Ben seni öylece sevdim
Öylesine…………..
Ellerimi saclarında dolaştıramadım
Yatıramadım seni dizlerimde
Dalamadım seninle benli düşlere
Rüyalarıma bile alamadım ki seni
Kaybolurdu belki büyün
Silinirdi belki bendeki yerin
Silinmesin istedim açtığın yara bende çok derin.
Hiç kaçamak buluşmalarımız olmadı seninle
Ne mahalle aralarında
Nede nede bir kır bahçelerinde
Öyle sevdim ben seni
Adını sanını bilmeden
Bir sevenin var mı bile demeden
Öyle sevdim öylesine…tıpkı senin sevdiğin gibi öylesine…..

♥ Paylaşılamayan Kız ♥

Image Hosted by ImageShack.us

Ahmet ve Mehmet adında iki arkadas varmış.Bunlar çok samımı arkadaslarmış.Yedıklerı içtikleri ayrı gıtmez, bırbırlerı için yapamayacağı fedakarlıkları yokmuş.Ahmet bır kızla tanışır.Kız çok hoşuna gıder ve Mehmet’ı de kızla tanıştırır.Kızla her buluşmaya hep beraber gıderler.Ama kız kendisinden kimin hoşlandığını ve ne düşündüklerini bilmiyor.Arkadaş olarak beraber gezerler, güzel zaman geçirirler.Ahmet kızdan hoşlandığını Mehmete soyler ; onu delıler gıbı sevdığini soyler.Mehmet’te Ahmetten sevdiği kızdan vazgeçmesini söyler.Ahmet bunun nedeni sorar ama cevap alamaz ; kızdanda vazgeçmez.Mehmet’te o kızla kendısının evleneceğini soyler.Ahmet bunu kabul eder.Fakat bu aşk onu harap eder.Ahmette başka bir şehırin uzak köylerinden birine yerleşir.Kimsenin onu bulamayacaği bir yere.Aradan 3 sene geçtikten sonra yaşadığı yerde maddi ve manevi sıkıntılarına yenık düşer.Mehmet’ten yardım istemek için yaşadığı yerden kalkıp Mehmet’i bulmaya çalışır.Mehmetın 3 sene önce oturduğu adrese gider.Mehmetın komşularına sorar onlardan adres alır ve adrese gittiğinde buyuk bir yalının kapısına soloğu alır.Mehmet gecen zaman içerisinde çok zengin olmuş.Ahmet kapıyı çalar ve kapıyı hizmetçisi açar.
Kimi aradığını sorar.Mehmet’i aradığını söyler. Hizmetci kimin geldiğini söylememi istersiniz diye sorar.O da candostunun geldiğini söylemesini ister.Hizmetçi bu söyledığinde Mehmet anlar ve kapıya gelir.Ahmet sıkıntılarından bahseder.Mehmet elını cebıne atar ona para verır ve gıtmesını ıster.Ahmet’te bu olanlara ınanamaz ve Mehmet’ın yanına gıttığine pişman olur.Bir daha ölse dahi onun kapısını çalmayacağına yemin eder.Ahmet bulunduğu yerden ayrılır ve yolda yalnız başına düşüncelı bir sekılde dolasmaya başlar.Karsısına yaşlı kıyafetlerı eskı dılencıye benzeyen bır adam çıkar.Ahmete evladım sen bana bır ekmek parası verırsen bende sana ev verırım.Ahmet gulerek amca sen benden ekmek parası ıstıyorsun ev nasıl vereceksın der.Ama o adama Mehmet’ten aldığı butun parayı ona ev vermeyeceğini bile bile verır.Zaten Mehmet’ten para aldığı için pişmandı.O yaslı adam Ahmete çok guzel bı ev verır.Adam ortadan kaybolur.Ahmet bır daha o adamı goremez.Ahmet evde yasamaya baslar aradan bır kaç ay geçtıkten sonra kapısını yaslı bı teyze çalar.Oğlum benım kalıcak yerım yok, kımsemde yok, ben senın evınde kalıp evde senın işlerını yapmak istıyorum.Senın bulaşıklarını çamasırlarını yıkarım sana yemek harızlarım elımden gelenı yaparım eğer kabul edersen.Ahmet’te kabul eder ve kapıyı çalıp içeriye giren teyzeyle yasamaya başlar.Teyze o kadar iyi bir insandırki Ahmet’i kendi oğlu gibi sever ilgi gösterir.Aradan zaman gectıkce anne oğul ilişkisi yasamaya baslarlar.Ahmet o teyzeyi annesi kadar sever anneciğim diyerek hitap eder.Teyze ise Ahmet’i oğlu gıbı sever ona sureklı annelık yapar.Aradan üç dört sene geçtıkten sonra teyze Ahmete oğlum benım tanıdığım bır kız var.Kız çok guzel namuslu sana yakışıcak bır kız.Ben senın o kızla evlenmenı ısterımdim. Senden kızı görmeni istiyorum dıyerek Ahmet’e söyler.Ahmette bunu kabul eder.Kızı gorur tanışır. Kız melekler kadar güzel, iyi huylu, canayakındır. Kız Ahmet’in sevgisini kazanır.Daha sonra evlenmeye karar verırler.Hazırlıklar yapılır.Düğün gecesi belirlenir. Davetiyeler dağıtılır.Bu özel gece geldiğinde salona davetliler gelir. Ahmet onları karşılar.Fakat Ahmet duğün gecesı duğün salonunda Mehmet’ı gorur.Buna çok sınırlenır kendini tutamaz.Hemen elıne mıkrofonu alır sahneye çıkar.Konuşmaya başlar.”Aramızda bır ınsan var o insan öyle bir insan ki burada olmaması gereken insanlardan bir tanesidir. Bunun sebebini siz misafirlerimle paylaşmak istiyorum.Bır zamanlar benım canımı bıle feda edebılleceğim bır ınsandi o insan.Bir gün benden sevdiğim kızı istedı bende gözümü kırpmadan onun istedığini yerıne getırdım.Sevdiğimi ona verdim. Daha sonra bu diyarda yaşayamadım.Uzaklara gittim.Aradan uzun zaman gectı.Yasadığım diyarda maddi ve manevi sıkıntılarla karşılaştım yaşayamdım.Yardıma ihtiyacım vardı.Bende yardım için kapısına gıttım benı dılencı gıbı karsıladı.Sıkıntıda olduğumu soyledım bana cebınden para çıkartıp verdı ve benı kapı dışarı ettı.İşte o insan su an aramızda lutfen ben soylemeden burayı terk etsın buradan gıtsın. Onun yuzunu gormek ıstemıyorum ” der.Daha sonra Mehmet buna dayanamaz ve oda mıkrofonu alır.Konuşmaya başlar.” Bir zamanlar benim bir candostum vardı. Benim için yapamayacaği hiç bir şey yoktu.Ben ondan sevdiği kızı istedim çünkü onun sevdiği kız hayat kadınıydı.Ben o kızı Ahmet’ten aldım, gittim babasının evine bıraktım.Aradan seneler geçti Ahmet kapımı çaldı ve benden yardım istedi.Bende evlendiğim kadının o kız olmadığını görmemesı için ona yetecek kadar para verip göndermek zorunda kaldım.Bana kızdı beni bıraktı gitti.O da yetmedi kendi babamı dilencı kıyafetleriyle ondan para istemesi için gönderdim.Ahmet’in o dilenci kılığındakı babama bır ekmek parası vermesi karşılığinda ona ev verdirdim.Oda yetmedı kendi öz anamı evsiz bir kadın olarak kapısına gönderdim.Hizmetçi olarak yanında kalmasını istedim.Ona hizmet etmesini istedim. O da yetmedi şu beyaz gelinlikler içinde gördüğünüz kızı kendi öz kardeşimi ona gelinlik giydirip gönderdim, evlendirdim” der…
”SEN BENIM HÂLÂ CANDOSTUMSUN SENİN İÇİN HERŞEYİMİ FEDA EDERİM” DIYE SOYLER…
KENDİNE DİKKAT ET…
HOŞÇAKAL…

♥ 2 Yıldır Götürmeye Çalıştığı Birlikteliği Bitirmek ♥

Image Hosted by ImageShack.us

Sabah uyandığında midesinde bir yanma hissetti. Yanmanın nedeni aksam yedikleri değil, uyanır uyanmaz bugün yapacaklarının aklına gelmesiydi.Bugün 2 yıldır götürmeye çalıştığı bir birlikteliği bitirecekti.Aslında bunu yapmakta geç bile kalmıştı.Bitmeli dedi içinden ,her gün bu tatsız uyanış bitmeli.Genç adam bunları düşünürken suratı şekilden sekile giriyordu.Süratle giyinerek dışarı çıktı.
Bugüne kadar hiç bekletmemişti onu, simdi de bekletmemeliydi.İstanbul, soğuk ve yağmurlu bir Nisan ayı yasıyordu.Genç adam gökyüzüne bakarak iç geçirdi; ’Bulutlar bizim yasayacaklarımızı biliyor. onlar bile ağlıyor halimize…’Artık Kadıköy iskelesindeydi. Birkaç dakikalık beklemeden sonra
karsıdan kız arkadaşının geldiğini gördü. Simdi midesindeki ağrı daha da artmıştı. Beşiktaş’a geçtiler. Yolculuk sırasında hiç konuşmadılar.

Genç kız,sevgilisinin bu durgunluğuna anlam verememişti.Nereden bilecekti bugün ayrılık çanlarının çalacağını…Beşiktaş’a geldiklerinde bir cafe de oturdular.Genç kız anlamıştı sevgilisinin kendisine bir şey söylemek istediğini.’Bana bir şey mi söylemek istiyorsun’ diye sordu. Genç adam gözlerini
kaçırarak ’Evet’ dedi.Genç kız heyecanlanmıştı, biraz da sinirlenerek ’Söylesene, ne diye
bekliyorsun’ dedi.Genç adam içini çektikten sonra ’Sence biz nereye kadar gideceğiz?’
diye sordu.Genç kız, ’Bunu sorma gereğini niye duydun?’ diye yanıt verdi.
Genç adam söze başladı…’’Birkaç ay önce aksam 23:00 civarında sana telefon açıp senin için
yazdığım şiiri okumak istemiştim.Sen bana ’Sırası mi simdi canim yaa, isin gücün yok mu?’ demiştin.Biliyor musun o an nakavt olan bir boksör gibi hissettim kendimi.Özür dileyip telefonu kapatmıştım.Daha sonra da bu şiiri benden hiç istememiştin.Geçenlerde hasta olup yataklara düştüğümde arkadaşlarımla birlikte sen de gelmiş, Meralin ’Sen şanslısın, sevgilin sana bakar’ sözüne ’İşim yok da sana mi bakacağım, annen baksın’ demiştin.Hatırladın mı?’’Genç kız, ’Biliyorsun ben duygusallığı sevmiyorum.Hem hasta bakici gibi göründüğümü de kimse söyleyemez’ diye yanıtladı. Genç adam güldü, ’Evet canim haklisin.Zaten olmak istesen de bu kalbi taşıdığın sürece hasta bakici, hemşire falan olamazsın.’ Genç adam devam etti…’Bana şimdiye kadar kaç kere sabahın erken saatlerinde güzel sözcüklerden oluşan bir mesaj çektin? Hiç… Hatta günün hiçbir saatinde çekmedin.Duygusallığı sevmeyebilirsin.Ama sen seni seven insanları da mutlu etmeyi sevmiyorsun.Halbuki ben senin tam tersine kendimden çok insanları mutlu etmeyi seviyorum.Seni tanıdığımdan beri her sabah, her aksam her gece yani seni andığım her saat tatlı bir mesajım vardı senin için Biliyor musun? Seninle ben AKLA KARA gibiyiz.’ Genç kız anlamıştı, ’Yani ne istiyorsun benden sair olmamı mı?’ Genç adam tekrar gülümsedi içinden.Dün gece verdiği ayrılık kararının ne kadar doğru olduğunu düşündü.’Hayır’ dedi, ’Sair olmanı istemiyorum.
Olamazsın da…Ayrılırsak ikimiz için de en hayırlısı olacak.’ Genç kız şaşırmıştı,’Neden ama? Ben seni seviyorum. Senin de beni sevdiğini sanıyordum.’Genç adam iç çekerek ’Hayır canim, sen beni sevdiğini sanıyorsun.Eğer beni sevseydin simdi başka şeyler konuşuyor olurduk’ dedi.Genç kızın gözleri yaşarmıştı. Genç adam cebinden çıkarttığı mendili uzattı, genç kız gözyaşlarını silerek ’Sen bilirsin, umarım beni bir başkası için bırakmıyorsundur…’ dedi.Genç adam ’Nasıl böyle bir şey düşünürsün, senden başka kimse olmadı ve uzun zaman da olacağını sanmıyorum’ yanıtını verdi.Genç adam ve genç kız iki sevgili olarak oturdukları masada Artık iki yabancıydılar.Birkaç dakika sessizce oturduktan sonra Genç kız, ’Kalkalım istersen’ dedi.Genç adam ’Ben biraz daha burada kalmak istiyorum, istersen sen kalkabilirsin’ diye yanıtladı.Genç kız ’Tamam o zaman sana mutluluklar dilerim’ diyerek elini uzattı.Genç kızın sesi ve eli titriyordu. Genç adam ’İstersen arkadaş kalabiliriz’ dedi ve birbirlerine son kez sarıldılar.’BEN DOGRU YAPTIM…” Genç adam doğru yaptığına inanıyordu.Eve döndüğünde yürümekten bitap bir haldeydi.Odasına girdi.Gece bitmek bilmiyordu.Sabah erken kalkıp ise gidecekti, uyumalıydı.Birkaç saat sonra uykuya dalmayı başardı.
Sabah 7’de saatin ziliyle uyandı.Evden çıkacağı zaman cep telefonuna baktı, mesaj ve 10 cevapsız arama vardı.Yorgun olduğu için Duymamıştı telefonun sesini. Aramalar ve mesaj sevgilisindendi. Heyecanla mesajı açtı, şunlar yazıyordu:

SADECE ONLARI SEVMEYI SEVDIM,
HEPSINI ONLARSIZ YASADIM DA,
BIR SENI SENSIZ YASAYAMIYORUM,
BU ASKI TEK KALPTE TASIYAMIYORUM,
SANA YEMIN GÜZEL GÖZLÜM,
BIR TEK SENI SEVDIM,
VE SENI SEVEREK ÖLECEGIM,
ELVEDA BIRTANEM…

Genç adam şaşırmıştı.Onu tanıdığı günden beri ilk defa şiir alıyordu ve üstelik sabahın besinde yazmıştı.Heyecanla onu aradı, telefonu Yabancı bir ses açtı.Genç adam ’’Nalan’ la görüşebilir miyim?’’Dedi.Ama karşısındaki ağlıyordu, hıçkıra hıçkıra hem de… ’Ben onun annesiyim yavrum, kızım bu sabah intihar etti.Gece sabaha kadar birilerini arayıp durdu.Sabah odasının ışığını sönmemiş görünce girdim. Yavrum kendini asmıştı….’ YIGILIP KALDI…Genç adam beyninden vurulmuşa döndü.Bir gün önceki mide ağrısının İki katini çekiyordu simdi.Olduğu yerde yığılıp kaldı…Birkaç ay sonra iki doktor konuşuyordu hastanede.Doktorlardan biri diğerine karsıdaki hastanın durumunu soruyordu.Doktor yanıt verdi…’Haaa o mu? Üç ay önce getirdiler. Kendisi yüzünden bir kız intihar etmiş.O günden sonra cep telefonunu elinden hiç bırakmamış.Devamlı bir şeyler yazıp birine yolluyor.Geçenlerde merak ettim.O uyurken gönderdiği numarayı aradım.Numara 3 ay önce iptal edilmiş.Gelen mesajlarda bir şiir var.Bu adam duygusal mi bilmem ama benim anladığım Kadarıyla şiiri yazan çok duygusal biriymiş…

♥ Aşık Olduğun İnsanla Dost Olmaya Çalışmak ♥

Image Hosted by ImageShack.us
-dost kalalım ne olur? dedi gözlerimin içine bakarak.. ses çıkaramadım, çünkü boğazıma düğümlenmişti kelimelerim.. oturduğumuz banktan kalkıp sahile doğru ilerledi.. bakakaldım arkasından.. ve onu ne kadar çok sevdiğimi düşündüm.. ama o bana dost kalmamız gerektiğini söylüyordu.. düşündüm sonra, dost kalabilir miyim diye? “hayır, dost falan olamayız” dersem bir daha göremeyecektim, “peki dost kalalım” dersem bundan sonra yine görme şansım vardı.. denizi izledi biraz, gün batıyordu, güneşin kızıllığı o kadar güzeldi ki.. ama yine de içimi aydınlatamıyordu.. sonra döndü yanıma.. – çok iyisin ve ben seni kaybetmek istemiyorum! dedi o içimi parçalayacak kadar güzel sesiyle.. ben de onu kaybetmek istemiyordum, dost kalmayı kabul edecektim mecburen..ne olursa olsun onu görebilmek pahasına içime gömecektim aşkımı.. iki dost olarak ayrıldık deniz kenarından.. sonra birkaç kez aradı beni.. her telefon çalışında kalbim yerinden fırlayacak gibi oluyordu.. önceleri ben telefonu açıp alo deyişimde karşıdan “aşkıııım” diye bir ses duyardım.. ama artık sıradan, kupkuru bir “alo” duyuyordum sadece.. çünkü artık arkadaştık.. havadan sudan konuşuyorduk, bana arkadaşlarını anlatıyordu.. hep konuşmanın arasında “aşkım” diyesim geliyordu ama diyemiyordum.. ondan bekliyordum hep o lafı, ama sonra sevgili değil, arkadaş olduğumuzu hatırlıyordum.. insanın kalbi acır mı hiç? evet, benim işte o anda kalbim acıyordu.. soyut değil, somut, fiziksel bir acı.. böyle konuştuk birkaç kez.. sonra bir gün bir cafede buluştuk sohbet etmek için.. her zamanki gibi yine o aramıştı, dertleşmek istiyordu.. sıkıntılıymış biraz.. – nasılsın? dedim.. – iyi sayılır, kafam karışık biraz.. – neden? baktı yüzüme.. – aşık oluyorum galiba, dedi.. işte o anda kendimi dünyanın en mutlu erkeği sanmıştım.. evet, bana yeniden aşık oluyordu.. “iyi ki kabul etmişim dost kalmayı” diye geçirdim aklımdan.. işe yaramıştı, yeniden sevmişti beni.. çocuklar gibi sevinçliydim, yerimde duramıyordum.. farkında olmadan bir gülümseme yayılmıştı yüzüme.. – hayırdır, pek sevindin galiba, dedi gülümseyerek.. – tabi ki sevindim.. senin mutluluğun aynı zamanda benim mutluluğum.. tabii farkettirmemem lazımdı anladığımı, sanki başkasına aşık olduğunu sanmışım gibi davranmalıydım.. – ee, kim bu şanslı erkek? kafasını önüne eğmesine bir anlam verememiştim.. gözlerini benden saklıyordu sanki.. sonra kaldırdı kafasını, boş gözlerle baktı bana.. – aslında sana bunu anlatmamam lazım ama beni senden başka dinleyen, anlayan dostum yok! sana içimi dökmek istedim, dedi.. bu dostluk muhabbeti iyice canımı sıkmaya başlamıştı artık, ama sabretmeliydim yine de.. – dinliyorum.. – bizim iş yerindeki murat var ya, işte ondan hoşlanıyorum.. ne yapacağımı da bilmiyorum, bana yardım et.. gözlerim kararmaya başladı.. yeniden o kalp acısı nüksetti göğsümde.. anlatılamayacak bir acıydı bu.. kafamı dışarı çevirdim.. oturduğumuz cafeden sahil gözüküyordu.. sahildeki bankta bir çift oturuyordu, birbirlerine sarılmış öylece duruyorlardı.. sonra iki damla yaş damladı gözlerimden.. yüzüm ateş gibi yanıyordu, sırtımdan soğuk terler akıyordu.. gözlerimden yaşlar süzülürken baktım son kez sevdiğimin güzel yüzüne.. o ise bana boş gözlerle bakıyordu.. yavaşça kalkıp sahile indim.. ve ağladım…… Birdaha sevdiğimi görmemek üzere yürüdüm…….

♥ Gül Yaprakları ♥


Zor zamanlarda başlamıştı sevdaları. Yaşamın zor, geçimin zor, okumanın hatta karın doyurmanın zor olduğu zamanlarda. Sokakların savaş alanına döndüğü, ekmeğin karneyle, tüpün ve yemeklik yağın kuyruklarda saatlerce beklenerek alındığı zamanlardı. Âşık olmak zordu, sevdalanmak cesaret işiydi. Ama onlar sevdalanmıştı. Sokağın köşe başındaki evde oturan sıkılgan içine kapanık ama dünyalar güzeli genç kız okula gitmek için evden çıktığı sırada karşısına çıkmış ve akşam dörtte arka sokaktaki boş arsada kendisini bekleyeceğini söylemişti. Hayatında ilk defa bu kadar heyecanlanmış belki de inceden inceye korkmuştu. Fakültedeki olaylara karışmasa da okul kapısında çıkan kavgalarda bile bu kadar heyecanlanmamış ve korkmamıştı. Neden çıkmıştı bu kız karşısına ve neden bekleyecekti onu? Bu sorular eşliğinde gitti okula. O gün dinlediği derslerden hiç bir şey anlamamıştı. Saf çocuk genç kızın ondan hoşlandığını anlayamamış, belki de geçim sıkıntılarının, terörün hüküm sürdüğü sokaklarda ölmeden eve ulaşabilme mücadelesi veren delikanlı aşkı hiç tanıyamamış, aklına getirememişti.
Buluşma saati geldiğinde koşar adımlarla boş arsaya gittiğinde genç kızı görememiş ve korkmaya başlamıştı. Birkaç dakika sonra yanına geldi genç kız. Onun gözlerinin içine bakarak aşkını ilan etti. Yanakları al al olan genç kız koşar adımlarla uzaklaştı yanından. O ise olanların şoku içerinde şaşkın tavırlarla evine doğru yürüyordu. Eve vardığında tuhaf bir duygu yoğunluğu içerisindeydi. Bir genç kız ona ilanı aşk etmiş, onu sevdiğini söylemişti. Daha düne kadar önemsiz olduğunu düşünen genç adam bugün önemsendiğini hissediyordu.
Zaman içerisinde kaçak buluşmalara başladılar. Duyguları daha da netleşmeye başlamış ve delikanlı sıkılgan kıza âşık olmuştu. Zaman aşk zamanı değil mücadele zamanıydı. Hayat mücadelesi çetin ve zorluydu. Günler çabucak geçiyor sevdaları gitgide daha da büyüyordu. Delikanlı okulunu başarıyla bitirip bir müteahitin bürosunda çalışmaya başlıyordu. Azda olsa bir geliri vardı. Artık evlilik planları kurabilirdi. Çünkü genç kızın eşi olmak, günün her saatini onunla beraber özgürce yaşamak istiyordu. Bu fikrini genç kıza açtı ve olumlu yanıt alınca kolları sıvadı. Bu sırada semtin esnaflarından biri genç kıza talip oldu. Delikanlı çıldırmıştı. Genç kızın ailesi zengin esnafa hayır demek istemiyordu. Genç kız ailesini evden kaçmakla ve kendini öldürmekle tehdit edere bu evliliğe razı olmadı. Ailesi de kızlarını kaybetme korkusuyla esnafın teklifini geri çevirmek zorunda kaldılar. Bunun üzerine delikanlı bir an evvel evlenmek için harekete geçti. Borç harç bir şeyler yapılıp kızın ailesinin karşısına çıktılar. Genç kızın istekli halini gören ailesi evliliklerine izin verdi. Sade bir nikahla dünya evine giren gençler muradına ermişti.
Aradan beş yıl geçmiş, ülke karışıklık dönemlerini atlatmış,biraz olsun huzur ortamı oluşmuştu. Huzur ortamı oluşsa da geçim sıkıntısı ve hayat pahalılığı halden devam ediyordu. İnsanlar kıt kanaat yaşamaya çalışıyor, fakat bir türlü ay sonunu getiremiyorlardı. Genç delikanlı en son çizdiği projeden dolayı patronundan iyi bir ikramiye almış, bu parayla ne yapacağının planlarını kurarak eve doğru yürüyordu. Bir çiçekçinin önünden geçerken vazo içersindeki gülleri gördü. Eşini istemeye giderken bile ona bir gül alamamış, bu olay içinde bir yara olarak kalmıştı. Sevdiği kadına bir kırmızı gül almalıydı; çünkü o bunu çoktan hak etmişti. Tek bir gül aldı, kırmızı ve büyük bir gül. Hızlı adımlarla evine doğru yürümeye başladı. Sevdiği kadının gülü gördüğünü andaki yüz ifadesini hayal ediyor ve mutlu oluyordu. Eve vardı ve eşine sürpriz yapmak için her zaman yaptığı gibi zile basmadı. Evin içinde kendisini bekleyen sürprizden habersiz sessizce açtı kapıyı. Parmak uçlarına basarak ilerledi salona doğru. Karısı salonda yoktu. Yatak odasında olabileceğini düşünerek yavaşça yürüdü. Odanın kapısını açtığında elindeki gül yere düştü. Yatakta başka bir adamın kollarında olan eşine doğru hamle yaptığında gülün üzerine bastı ve ezdi. Gül yapraklarının ezilip dağıldığı an genç adamın ezilip dağıldığı andı…

♥ Sevgi Kırıntıları İstemiyorum ♥


Bana verdiğin sevgi kırıntılarını istemiyorum. Hepsi senin olsun.
Ben aşkımı kapalı kapılar ardında herkesten gizli yaşamak istemiyorum.
Özgürce dünyaya haykırmak istiyorum. Gözlerimdeki ışıltıyı, cildimdeki
parlaklığı ve gülümsememdeki canlılığı herkesin görmesini istiyorum. Evet bu aşkta her şeyi bilerek yaşadım seninle ama artık sadece sevgi kırıntılarını istemiyorum.
İşte sana bir kucak dolusu sevgi, onları sana geri veriyorum.
Biliyormusun, seni çok özlediğimi; özleminden kalbim delice çarptığı zaman ve bir kor gibi yanınca içim, anladım. Seni özlüyorum. Senle ilgili herşeyi çok özlüyorum ama en çok bana baktığın zaman yüzündeki ifadeyi, tatlı gülüşünü, yüzünün kızarışını, mağrur kalbini, sesini duruşunu bakışını yani hemen hemen herşeyini özlüyorum.
Sen, sana olan özlemimi bile umursamıyorsun ve bu özlemin benim için ne kadar özel olduğunu da anlamıyorsun.
İsyan etmek, bağırmak, çağırmak, bütün dünya ile çatışmak ve karanlıkta artık yeter diye haykırmak istiyorum. Ama gücüm yok.
İşte al sevgilim, yeni bir sevdayı kesinlikle yasakladığım kalbimdeki son sevgi kırıntıları, senin olsun…
KIRINTILARLA BESLENEN Bİ AŞK İSTEMİYORUM BEN ARTIK

Yükleniyor...
yukleniyor...
Üye Girişi
User :
Parola :
    : Remember me |

Üye Ol | Şifremi Unuttum ?
Üye Ol
User :
E-posta :
   

A password will be mailed to you.
Giriş Yap | Şifremi Unuttum ?
Şifre Hatırlat
User :
Parola :
   

A confirmation mail will be sent to your e-mail address.
Giriş Yap | Üye Ol
Son Eklenen filmler SahveMat Genel Son Yorumlar Sah Ve Mat Etiket Bulutu